Mustafakemalpaşa’da 31 Mart 2024 seçimleriyle birlikte siyasi dengeler değişti. Belediye yönetimi değişti, belediye meclisinin yapısı değişti.
Mustafakemalpaşa’da 31 Mart 2024 seçimleriyle birlikte siyasi dengeler değişti. Belediye yönetimi değişti, belediye meclisinin yapısı değişti.
Sandıkta vatandaşın verdiği oylarla meclis sıralarına oturan isimler, yaklaşık iki buçuk yıldır bu ilçenin kaderiyle ilgili kararların altında imza atıyor.
Peki şimdi soruyoruz:
Kimsin sen?
Sana verilen yetkinin sahibi sen misin?
Değilsin!
O koltuk senin malın değil.
O makam senin şahsi mülkün değil.
O yetki sana babandan miras kalmadı.
O koltukta oturuyorsan, bunun arkasında sana güvenen, sana oy veren binlerce insan var.
Ve o insanların sana verdiği yetkiyi kafana göre kullanamazsın!
KİME SORDUN?
Seçime hangi siyasi kimlikle girdin?
Vatandaşın karşısına hangi partiyle çıktın?
Hangi siyasi anlayışın temsilcisi olarak oy istedin?
Peki bugün yaptığın siyasi tercihler için seçmene ne söyledin?
Kime sordun?
Seni o koltuğa taşıyan seçmene sordun mu?
Sana oy veren insanlara danıştın mı?
Yoksa seçim bitti, sandık kapandı ve vatandaşın iradesi de senin için sona mı erdi?
Madem bugün her konuda kendi iradenle hareket edecektin…
Neden bağımsız aday olmadın?
Elini tutan mı vardı?
Sandığa bağımsız girseydin de vatandaş seni yine seçseydi.
O zaman kimse sana tek kelime söylemezdi.
Ama bir siyasi kimliğin arkasına sığınıp seçildikten sonra o kimliği yok sayarak hareket ediyorsan, bunun adı siyasi cesaret değil; seçmenin iradesine karşı sorumluluk meselesidir.
SİYASETTE MANİFESTON NE?
Bugüne kadar ne söyledin?
Yarın ne söyleyeceksin?
Dün savunduğunun bugün karşısında mısın?
Dün eleştirdiğine bugün neden destek veriyorsun?
Dün başka, bugün başka konuşuyorsan…
Sen kimsin?
Siyasette bir duruşun var mı?
Bir ilken var mı?
Bir siyasi çizgin var mı?
Yoksa bütün mesele oturduğun koltuğu korumak mı?
O KOLTUKLAR SİZİN DEĞİL!
Bunu özellikle hatırlatmak gerekiyor:
O koltuklar sizin değil!
O koltuklar Mustafakemalpaşa halkının.
Sizler sadece emaneti taşıyorsunuz.
Bugün o koltuklarda oturmanızı sağlayan insanların emeğini, güvenini ve iradesini yok sayamazsınız.
Çünkü siyasette en ağır veballerden biri, insanların verdiği desteği kendi siyasi hesabına çevirmektir.
Emek hırsızlığının ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Size verilen siyasi desteğin, başkasının emeğinin ve seçmenin iradesinin üzerine kurulduğunu hiç düşündünüz mü?
Yaklaşık 30 bin insanın oyundan söz ediyoruz.
30 bin insanın iradesi…
30 bin insanın güveni…
30 bin insanın emeği…
Bu insanların hakkını vermek, helalliğini almak o kadar kolay mı sanıyorsunuz?
BİR DE YARIN VAR!
Siyaset bugün vardır, yarın yoktur.
Koltuk bugün vardır, yarın yoktur.
Makam bugün vardır, yarın yoktur.
Ama insanın yaptığı işler ve aldığı kararlar arkasından gelir.
Bu dünyanın bir de öbür tarafı var.
O yüzden bugün çok rahat konuşanlar, yarın yaptıklarının hesabını vermek zorunda kalabilir.
Mustafakemalpaşa’da herkes birbirini tanır.
Kim nereden geldi, nasıl geldi, kimin desteğiyle geldi, hangi sözleri söyledi; bu şehir bunları unutmaz.
Bu caddelerde yarın yine karşılaşacağız.
Vatandaşın yüzüne bakacağız.
Ve o gün kimse makamının arkasına saklanamayacak.
SON SÖZ
Biz kimsenin siyasi tercih yapmasına karşı değiliz.
Ama seçmenin emaneti üzerinden siyaset yapılmasına karşıyız.
Kimsenin iradesine ipotek koymuyoruz.
Ama halkın verdiği yetkinin hesabını sormaktan da geri durmuyoruz.
Çünkü demokrasi sadece sandığa gidip oy vermek değildir.
Demokrasi, seçmenin verdiği oyun hesabını sorabilmesidir.
Şimdi söz sizin.
Çıkın ve halka anlatın:
Kime sordunuz?
Neden böyle bir tercih yaptınız?
Seçmenden aldığınız yetkiyi hangi siyasi amaçla kullanıyorsunuz?
Ve en önemlisi:
KİMSİN SEN?